#1  
Alt 06-11-2007, 11:42 AM
dshemanson Offline
Junior Member
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 13
Exclamation dövme'nin tarihi




Dövmenin Tarihi

Dövme, kimi zaman bir harf, bir isim ya da bir sembol olarak karşımıza çıkar. İnsanların dövme yapma amacı belki duygularını dışa vurum belkide süs ya da gösteriş amaçlıdır. Ama dövmenin çok eski zamanlardan beri insanoğlunun kendini ifade etme sanatı ya da yöntemi olduğu kesin.

Hintliler, Japonlar, Amerika Yerlileri ve Afrika'daki bazı kabileler dövmeyi bir süs olarak yaparlar. Bazı topluluklarda dövmenin hastalıklara ve kötülüklere karşı koruyucu olduğu inancı da yaygındır. Bazı toplumlarda dövmenin yapılış amaçlarından biri de kişinin ait olduğu grubu belirtmek ya da yaşadığı topluluk içindeki konumunu göstermektir.



Dövme yapma geleneği hayli eskidir. İÖ 2000'lerde Eski Mısır toplumunda dövmenin yapıldığı mumyalardan anlaşılmıştır. Mısırlıların dışında Britonların, Galyalıların ve (X)Trakların da dövmeleri vardı. Eski Yunanlılar ve Romalılar, "barbarlara özgü bir uğraş" saydıkları dövmeyi suçlulara ile kölelere yaparlardı. Hıristiyanlık inancında dövme yasaklanmıştı. Buna karşın ilk Hıristiyanlar, bedenlerine Hz. İsa'nın adını ya da haç desenleri taşıyan dövmeler yaptırmışlardır.

Aradan yüzyıllar geçince Avrupalılar dövmeyi unuttular. 18. yüzyıl sonlarında denizaşırı gezilerde Amerika Yerlilerinde ve Polinezyalılarda dövmeyle yeniden karşılaştılar. Avrupa dilleri, dövme karşılığı olan tattoo sözcüğünü Tahiti dilindeki tautau’dan almıştır. Dövme 20. yüzyılın başlarından sonra, özellikle denizciler arasında yaygınlık kazandı. Romantik duyguları, yurtseverliği ya da dindarlığı belirtmek amacıyla dövme yaygın olarak kullanıldı ve günümüzde de kullanılmaktadır. Ama hijyene önem verilmediği ve AIDS gibi bazı hastalıkları bulaştırdığı gerekçesiyle dövme yapmaya yasal sınırlamalar getirilmiştir.
  #2  
Alt 06-11-2007, 12:04 PM
HellsAngels Offline
Junior Member
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 11
Standart

NTV Haberden
Harran, Akçakale, Ceylanpınar ve Siverek ilçelerinde 50 yaşın üzerindeki kadın ve erkeklerde sıkça görülen dövme, kişinin toplumdaki yerini belirliyor. Arap kültüründen etkilenen bazı yerleşim birimlerinde dövme, erkeklerde gücü simgelerken, kadınlarda güzellik ve zerafeti temsil ediyor. Ancak dövmenin, insanları kötülük, hastalık ve nazardan koruduğuna, bunlara karşı bir çeşit bağışıklık sağladığına da inanılıyor. Yörede “Dövme”, Arapça bir kelime olan “Dek” olarak biliniyor. Dövme işini yapan erkeklere “Dekkak”, kadınlara “Dekkake”, dövme yaptıran erkeklere “Medkuk”, kadınlara ise “Medkuke” deniliyor. Dövme işlemi genellikle ilkbahar mevsiminde yapılıyor.

“KARAÇİLER” KÖY KÖY DOLAŞIP DÖVME YAPIYOR
Arapların yoğunlukta yaşadığı bölgelerde dövme geleneği halen devam ederken, Şanlıurfa’nın Kanberiye ve Sinekli mahallelerindeki “Karaçi” diye isimlendirilen dövme ustaları da köy köy gezerek, isteyenlere ücret karşılığında dövme yapıyor. Eline çeşitli hayvan figürleri yaptıran Adem Çiftçi (78), gençlik döneminde dövmenin yörede çok yaygın olduğunu belirterek, “O dönemde herkes dövme yaptırırdı. Gücü simgelerdi. Ama yaptırdığım için çok pişman oldum. Çünkü bir kere yapılan dövmenin silinmesi imkansız” diye konuştu. Yüzüne ve ellerine çeşitli figürler yaptıran Ayşe Çakım (65) ise dövmeyi nazardan korunmak için yaptırdığını söyledi.

DÖVME GELENEĞİ, ETKİSİNİ YİTİRMEYE BAŞLADI
500 yıllık dövme geleneği, Suriye sınırındaki yerleşim birimlerinin dışında etkisini yitirmeye başladı. Son yıllarda özellikle genç kızlar, kozmetik ürünlerden yararlanarak özel günlerde ellerine, çenelerine, dudaklarına ve yanaklarına geçici dövmeler yaptırıyor. Bekar erkekler ise burun, çene ve elmacık kemikleri üzerine birer nokta şeklinde dövme yaparak çevresindekilere evlenme çağında olduğunu gösteriyor.
  #3  
Alt 08-09-2007, 02:00 PM
spider - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spider Offline
adminitrator
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 3,285
spider - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart VÜCUT SÜSLEME SANATI ve DÖVME TARİHİNE BAKIŞ

VÜCUT SÜSLEME SANATI ve DÖVME TARİHİNE BAKIŞ

Günümüzde dövme yaptırma istemini,kişisel süslenme ve modayla tanımlayabiliriz.Ancak dövmenin insanlık tarihine ilk girişi şüphesizki bu kadar basit değildi.

Dünyada, ilk sosyal yaşamın örnekleri olarak kabul edilen, ilkel- komünal toplumla birlikte, son derece masum gereksinimlerden yola çıkarak; korkularını, beğenilerini ,isteklerini,inançlarını, geleneklerini,sosyal ve sınıfsal statülerini çizgi ve işaretlerle çıplak bedenlerine, yine bir başka insana ve doğaya göstermenin ifadesi olarak, ilk dövme uygulamaları yapılmıştır.O günün koşullarında ilkel yöntemlerle yaptıkları bu süslemeler insanlık tarihinde yerini almıştır.

Doğaya karşı verdiği hayatta kalma mücadelesi için, zekice geliştirdiği; kesici,delici aletlerin ve ateşi kullanmanın yanı sıra ,dövme ninde insan hayatına bu ilklerle beraber girmesi, aynı zekanın ve ihtiyacın bir ürünüdür.Yukarıda saydığım haklı gerekçelerle birlikte bedenlerine yaptıkları çizimleride bir iletişim aracı olarak kullandıklarını biliyoruz.

Dövme uygulaması,kesintiye uğramadan,günümüze kadar ulaşmasının konuya bir insani ihtiyaç olarak bakılması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Bedende giysinin olmadığı ortamda,vahşi hayvanları ürkütmek, avlanan hayvandan daha fazla pay almak, kabilede liderliği güç ve üstünlüğü, ortaya koymada yine benzer işaretler vücutta kullanılmıştır.

İnsan toplulukları arasında, yazının bulunmasıyla birlikte, dövme uygulamaları daha bilinçli ifade biçimiyle güçlenip, sosyal yaşamın olgularını ifade etmede ve dışa vurumunda daha belirleyici olmuştur. Yazıyla birlikte insan yaşamıda sosyal sınıflara ayrılmış,dövme bu zaman diliminde zengini ,fakiri ,köleyi,sahibi,askeri birimler arasındaki kademe ve rütbe farklılığını, cesareti, mahkumu ,bekarı, nişanlıyı, evliyi, dulu,bereketi,umudu ve umutsuzluğu toplumun diğer bireylerine en kısa ve en anlaşılır yöntemle anlatmak hep dövmeyle olmuştur.

Dünyanın en eski medeniyetleri içinde yer alan Türkler, M.Ö.'ki yüzyıllarda oba yaşamından beyliğe ve daha sonra Anadolu da kurdukları imparatorlukla dünya tarihinde yerini almıştır.Orta Asya da gelişen atalarımız, kurdukları yaşamın her alanında, dövme yi de yukarıda belirttiğim nedenlerle, en güzel biçimiyle bedenlerine uygulamış ve taşımışlardır.

Kendilerine seçtikleri Budizm in kolu olan Şamanizm inanç biçimi Türk toplumunda dövmeyi daha anlamlı kılmıştır.Şaman rahiplerin müritlerine yaptıkları dövmelerle kötülüğün ve uğursuzluğun bedenden uzaklaştırıldığına inanılırdı.Tanrıya yakın olmanın, ona inanmanın bir ifadesi olarakta , dövme Türk topluluklarında yaygın bir biçimde kullanılırdı.

Aynı tarihsel paralellikte yer alan, sahip oldukları coğrafya nedeniyle daha yerleşik düzeni olan Çinliler, dövme sanatını dünyada en iyi geliştiren ve geniş kitlelere uygulayan ülkelerin başında gelmektedir.Türklerin kendileriyle girdiği askeri,siyasi,ticari ve insani ilişkiler nedeniyle, Türkler dövme uygulamasında teknik ve sanatsal olarak dahada gelişmiştir.

Bulundukları coğrafyadaki, olumsuz iklimsel gelişmeler Türkleri yeni yurt arayışlarına iterken, Avrupa içlerine kadar ilerleyen Türk akıncılar bu kültürü Avrupanın ortasına kadar taşımıştır.Bu akınların uzun yıllar ilk yerleşim alanlarından olan, özellikle bugün ki Macaristan da müzelerdeki günümüze kadar ulaşan gravürlerde,Türk akıncıları uzun saçlı,küpeli ve dövmeli olarak tasvir edilmişlerdir.

Mezapotamya,Anadolu ve Arap yarımadasına yapılan akınlar neticesinde Türkler yeni inanç biçimi olarak Müslümanlığı seçmişlerdir.Bu tarihsel süreçte Arap yarımadasında, bedevi olarak adlandırılan kavimlerde ,özellikle kadınlarda benzer nedenlerle dövme sıkça kullanılan bir vücut süsleme aracıydı.Günümüzde ise bu bölgelerde halen uygulanmaktadır.Dolayısıyla İslamiyet'te ve Kuran'da dövmeyi yasaklayan,kısıtlayan yazılı hiçbir ifade bulunmamaktadır.

Daha sonra Anadolu toprakları üzerinde yerleşik düzene giren Türkler yazılı tarihiyle, bu coğrafya ve Arap yarım adasında, kutsal mekanların tam 600 Y.Y. bekçilik ve koruyuculuğunu, kanı canı pahasına yapmış olmasına karşın, Atalarımız dövmeyi, İslamiyeti en doğru ve yoğun yaşadıkları bu uzun zaman diliminde bile yasaklamamıştır.

Bu uygulamayı özellikle ilk başta beyliklerde, beylerde şehsadelerde ve hatta padişahlarımızda bile görmek mümkündür.Özellikle Leventlerimiz ve diğer askerlerimizde, savaşa girdiklerinde kısmen bedende giysilerin kalmaması sebebiyle ölü ve ağır yaralıların kimliklerini,rütbelerini tespit etmede dövme kullanılmış olup, bunların ceylan derisine işlenmiş tasvir ve çizimleri müzelerimizde sergilenmektedir.

Çok titiz bir araştırma sonucu senaryolaştırılmış, Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü filminde olduğu gibi, en üst kesimden en basit halk düzeyine kadar dövmenin atalarımızın yaşamında kullanıldığını, İlk beyliğin kurulduğu ve daha sonra başkent ilan edilen Bursa da nasıl uygulandığı çok güzel bir dille gösterilmiştir.

Anadolu da o günden bugüne ,halen kadınlarımız dövmeyi severek bedenlerine uygulamış,henüz Hıristiyan inanç biçimi doğmadan önce Anadolu da haç simgesi ,özellikle dövmelerde doğurganlığın ve bereketin simgesi olarak sıkça yapılmış ve halen bunların örnekleri canlı olarak bulunmaktadır.

Üstelik geçmişte olduğu gibi, bu insanlarımız inanç ve ibadetlerini bugünde doğru bir şekilde yerine getirmeye çalışmaktadırlar.Özellikle ayak ve bacaklarında, ellerinde, boyun ve göğüslerinde hatta yüzlerinde olan bu dövmeler nedeniyle kimse ayıplamayıp ve günah işlediklerini düşünmemektedir.

Mükemmel bir inanç sistemi olan dinimizde, yazılı bir belge olmaksızın, tarihler boyu birilerinin çıkarları için geliştirilen, tarikat ve hurafe sistematiği, günlük yaşamı etkileyip, inanç içinde daha önemli günah kriterlerini görmemezlikten gelen belli bir kesim, dövmeye günah tanımlaması getirmeye çalışmıştır.Bu yorumu yapanların, Türk kültürel yaşamını hiç tanımadıkları, tarihsel belge ve yazıları okumadıkları yada gerçeklerin işlerine gelmedikleri, açıkça belli olmaktadır.

Günümüzde atalarımızdan bize miras olan bu sanatı yapmaya ve taşımaya çalışan sanatçılar, bu sanatın ülkemizde akademik eğitimi olmamasına rağmen, dövmenin ülkemizde geç kalmış saygınlığının yeniden kazanılması için,mesleklerini ahlak kuralları çerçevesinde sürdürmeye devam etmektedirler.

Yasal çalışan ve bir çatı altında örgütlenmeye gayret eden sanatçılar, uygulamaları sırasında toplumun dövme üzerindeki kaygılarına titizlikle saygı göstererek; ahlak dışı pornoğrafik ve yasaklanmış politik ifadeler ve suç unsuru taşıyan simgeleri 18 yaşından küçük ve büyük kesime, bu uygulamaları yapmayarak ilkelerini ortaya koymuştur.

İyi ve güzel olan uygulamaların yanı sıra, kötü örneklerde maalesef bu sanat adına da vardır.Bunların bir kısmı denetim dışı stüdyolarda olabileceği gibi,gençlerin özellikle cezaevi ortamında ve evlerinde sağlıksız ekipmanla bir birlerine kötü dövme uygulaması yaptıklarını biliyoruz.Bu olumsuz örnekler, sıkça dövmenin eleştirilmesinde, basın tarafından malzeme olarak da kullanılmaktadır.

Dünya ile sıkı bir entegrasyon içine girmiş ülkemizde,müzik ve moda kanalları,ayrıca internet kullanımı, bu sanatı bütün ayrıntılarıyla geniş kitlelere göstermektedir.Tarihi içgüdüsel dövme yaptırma isteği, görsel araçlarla ülke gençliğine aktarılırken, ciddi bir talebide kendiliğinden oluşturmaktadır.Başta yöneticiler bu konuya, kanunlarla ciddi bir yaklaşım gösteremezse,denetim mekanizması kuramazsa,işini doğru yapan studioları geliştiremezse ,ülke gençliği bu sefer kendi doğrularını, olumsuz çözüm yöntemleriyle gidermekteler.Bilindiği gibi bu olumsuzlukları daha sonra silmek ve değiştirmek mümkün değildir aynı zamanda çok zahmetli ve pahalıdır.

Dövme sildirme isteği, hemen hemen dövme yaptırma arzusuyla aynı paralellikte seyretmektedir.Günümüzde belirtmiş olduğumuz hatalardan ve henüz oluşmamış dövme kültürü nedeniyle,insanın kendisini algılamadan yaptırdığı dövmelerden kurtulma istemide çok fazladır.Efsane değerindeki dövme silme reçeteleri ve yöntemleri, bugünde elden ele dolaşmaktadır.Ancak bu yöntemlerin tamamı, sorunu bilimsel çözmekten uzaktır.Üstelik daha tehlikeli cilt lezyonlarının oluşmasına neden olmaktadır.

Dünyada,deriden dövme boyasının en doğru silinme yöntemi lazer uygulamasıdır.Ancak ülkemizde bu konuda cilt bakım merkezleri, esas görevi deride kıl köklerini kurutmaya yönelik, epilasyon amaçlı cihazları bu alanda kullanarak, insan cildinde kalıcı yanık izlerinin oluşmasına neden olmaktalar.Ayrıca insanların önce umutlarını ardından da paralarını sömürmekteler.Yurt dışında bu işlem lazer cihazlarıyla sorunsuz yapılmaktadır.Aradaki fark, lazerin boyadaki pigmentasyon parametrelerini renk ve pigmentasyona göre ayarlayıp,uygulamadan net bir sonuç alınmasını sağlamaktadır.Bu işlem genelde bir seansta bitmektedir.Ülkemizdeki benzer yerlerin, sırf taşıyıcıdan biraz daha fazla ücret alma adına, uygulama sanatçısının derin çalıştığına kadar, bir dizi yalan söyleyerek dövme sektörünede zarar verdiklerine şahit oluyoruz. Yurtdışında kullanılan bu sağlıklı cihazların, ülkemizde de en kısa zamanda olacağını bilerek.Dövmelerini sildirmek isteyenlerin iyi araştırma yapmalarını ve sonradan pişman olacakları dövmeleri yaptırmamalarını tavsiye ederim.

Dövme yaptırmak isteyenlerin özellikle yasal çalışan, dernek üyesi ve bu kriterleri taşıyan stüdyo ve sanatçıları araştırarak tercih etmeleri gerekmektedir.İyiyi ve kötüyü satın almak bireyin elindedir ve insan bedenine bilinci yerindeyken zorla günümüzde kimsenin istemediği bir uygulama yaptırması mümkün değildir.Bu olursa zaten ciddi bir suçtur.

Uyuşturucu ve keyif verici maddelerin, sınır tanımadan kullanıldığı ülkemizde, bu suç unsuru ve ahlak dışı alışkanlıkların kaynağı olarak, sanatçı ,studyo ve dövmeyi taşıyan bireyin suçlanması ve hedef gösterilmesi amacını aşan ifadeler ve yakıştırmalardır.

Dövme, ilkel kabilelerden Avrupa ve Amerika daki sömürge ülkelere, sanayi devriminden önce gemiciler tarafından yayılırken, makine tekniği kullanılmıyordu. Bambu ve metal çubuklarla yapılan uygulama yöntemlerinin, vücuda verdiği acı neticesinde, buna katlanmak için, ağızdan alınan ve uyuşturucu niteliği taşıyan bitki kökenli maddeler, geniş olarak kullanılmıştır.Bu o günün koşullarında uygulamada doğal bir yöntemdi.

Sanayi devrimiyle ve elektiriğin bulunmasıyla, üretilen dövme makinaları, lokal yüzey uyuşturucu slüsyonlar, bu acıları yok denecek kadar azaltmıştır.Dolayısıyla bu alışkanlıklarda kendiliğinden ortadan kalkmıştır.

Günümüzde belli kesimlerin Cezaevi kültürü ve serseriliğin simgesi olarak göstermeye çalıştığı bu durum, dövme sanatının bize bıraktığı saygın, tarihsel mirasına yakışmamaktadır.

Dövme tarihinin binlerce yıllık zengin mirasını taşımak için, bu kültürel uygulama iyi incelenmelidir. Bir zamanlar İlk örneklerini Atalarımızın bedenlerinde gördükleri sanatı, çok iyi geliştirerek her türlü ekipmanı üreterek, bize pazarlayan Avrupa ülkelerindeki, konuyla ilgili Sanatçılar, federasyonlar ve üretici firmaların yol aldıkları mesafe yanında, toplamda stüdio bazında uygulama sürecini 15 yıla zorla sığdıran Ülkemizde, sanatçılarımıza çok önemli görevler düşmektedir.Her sanatçı bu açığı kapatmak için çok çalışmalıdır doğru,dürüst uygulama ve çalışmalar yapmalıdır. Bu mesleğin kültürünü hazmetmelidir ve mesleğini sevip bunu yaşam biçimine dönüştürmelidir.

Tarihsel kökleri güçlü olmayan hiçbir inanç,gelenek ve göreneklerin,eşya,mal,araç ve gereçlerin günümüz evrensel sosyal yaşamında, popüler olarak geniş kitleler tarafından tercih edilmesi ve kullanılması mümkün değildir.Dövme ninde çağlar boyunca insan toplulukları tarafından hayatın her alanında bir şekilde kullanılmasının sebebi bu güçlü köklere sahip olmasıdır.

Günümüzde bu kadar uzun bir süreçten gelen ve kullanımı kabul gören uygulamalar ve eşyaların sayısı son derece sınırlıdır.

Dövme sanatı uygulayıcısıyla birlikte, özellikle batılı ülkelerde bu nedenle saygın sanat dallarıyla birlikte anılıp, ABD başta olmak üzere Ensititü bazında faaliyet gösteren yüksek okullara sahiptir.Yine Avrupa da bazı dövme sanatçıları faaliyet gösterdiği ülkenin sanat müzelerinde büstleri konularak takdir edilmişlerdir.

Yine bu ülkelerde hiç kimse, ne taşıdığı dövmeler ve nede bu sanatı yapan sanatçılar, yaptıkları işlerinden dolayı utanç duyup, küçümsenip aşağılanmamışlardır.Uygulayıcı ve taşıyıcı bu sanatın bütün ruhsal ve bedensel hazzını keyifle yaşamaktadırlar.

Dövme sanatının dünyada geldiği son nokta ise ,devasa bir endüstriyel ve fabrikasyon üretim zincirinin kurulmuş olmasıdır.Binlerce insan bu sektörün yarattığı, üretim alanlarında iş olanakları bulmuştur.Uygulama malzemelerin kalitesi artırılarak ucuzlaması sağlanmış ve her bireyin kullanabileceği bir sanat uygulamasına dönüşmüştür.

Dövmenin baş döndüren bu gelişimi görsel ve yazılı medyanında ilgisiyle bu alanlarda ritüel yayın organlarının oluşmasına neden olmuştur.Bu durum modayı da etkileyerek göbek, sırt ,kol ve bacakların öne çıktığı yeni moda stillerini de oluşturmuştur.Bu durum ,vücut süsleme sanatında en başından bu yana dövmeyle birlikte kullanılan takı sanatını da aynı paralellikte geliştirmiştir. Günümüzde bilim, yazılı ve görsel kaynaklar, yukarıda ifade etmeye çalıştığım bütün konuları, verilerle birlikte bilimsel olarak kanıtlamış,bilgiye kolay ulaşma araçlarıyla bunu geniş kitlelere aktarmıştır.

Bu nedenle, dövme tarihi hakkında kısıtlıda olsa yazılmış bu kaynakları, site girişinde sadece bir başka yerden, alıntı olarak kullanmayı doğru bulmadım. Daha geniş ve bilimsel bilgi edinmek isteyenler,zaten bu bilgilere internet ortamında kolayca ulaşabilirler.

Kendi eğitim ,bilgi ve araştırmalarımla kaleme aldığım bu makale,inceleme yazımla ,12 yıldır malzeme dağıtımcısı ve piercer sanatçısı, aynı zamanda tattoo, piercing studiosu sahibi olarak ,meslek içinde yer almamın bana yüklediği misyonla,sorumluluk duyarak, sanata sahip çıkmak adına, dövmeyi geniş kitlelere doğru anlatmanın ihtiyacını hissettiğim içindir.Tüm sanatçı ve dövme severleri saygılarımla selamlarım.

Copyright*2007 bersabodyarts Salih ÇELİK
  #4  
Alt 08-09-2007, 02:06 PM
spider - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spider Offline
adminitrator
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 3,285
spider - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Tattoo Tarihi

Tattoo Tarihi
Bedenin büyüsü... Tattoo,

İnsan bedeninin farkli malzemeler kullanilarak çesitli uygulamalarla süslenmesi olgusunu tarihin çok eski dönemlerine dayandirmak mümkündür.
Insan neden süslenme gereksinimi duyar. Bu durum yalniz begenilme, güzel görünme isteginden mi ileri gelmektedir yoksa bunun daha farkli nedenleri var midir.
Bu yazida tatoaj olarak adlandirilan süslenme biçimleri arasinda yer alan; dögün, vesim, dak ve dag olarak da bilinen dövme adetinden, bu adetin Anadolu'daki durumundan söz edilmeye çalisilacaktir.

Dövme, deri tarafindan tümüyle yok edilemeyen bir boya maddesinin belirli bir tek-nikle altderi yüzeyine kadar islenmesi olarak tanimlanabilir. Altderiye ulasmak için sivri uçlu bir araçla yariklar veya delikler açilir. Açilan bu yariklara igne, diken gibi bir araç yardimi ile gerekli boya maddesi konur. Ya da Eskimolarin kullandiklari bir teknikle, deri igneyle delindikten sonra, ise bulanmis bir iplik deriye geçirilerek, boya deri al-tina yerlestirilir. Diger bir teknik, açilan yariklara barut veya güherçile içeren karisimlari yayarak bunlari ateslemektir. Bu islemlerden, özellikle derinin yakilmasi isleminden sonda deride hiçbir zaman çikmayan açik ya da koyu mavi renkli bir yanik izi olusur.

Dövme yapilirken en çok kullanilan boya maddesi istir. Isle birlikte çivit, antimuan tozu, kavrulup dövülmüs kemik tozu, çesitli bitki özleri, safran ve kina da kullanilir. Bu malzemelere göre deride beliren izler kirmiziya yakin bir tonda olabilir.

Yaptiranin uzun süre aciya katlanmasini gerektiren dövmenin yapildigi mevsim de önemlidir. Iyi bir dövme elde etmek için ilkbahar en uygun mevsim sayilir.

Kaynaklar ilk çaglarda kamis ve yaprak boyalari ile yapilan dövmelerden söz etmek-te, 1.0. 2000'lerden kalma Misir mumyalarinda dövmelere rastlanildigini belirtmektedir.

Hun kurganlarinda çikan cesetlerde son derece kivrak çizgilerle ve dekoratif bir an-layisla yapilmis düssel yaratiklar ve koç figürlerinden olusan dövmeler görülmektedir. Dinsel-büyüsel kaynakli bu dövmelerin is oldugu ihtimali bulunan bir boya-nin, deriye siringa edilmesi ile olustugu düsünülmektedir. Pazirik kurganinda bir baska-na ait cesette bulunan dövmelerde oldugu gibi, Hunlarda da asil ve kahraman kisilerin dövme yaptirabildigi, daha sonralari Kazak ve Kirgizlarda devam eden bu gelenegin yi-ne kahramanlik niteligi tasiyan bireylerce uygulandigi bilinmektedir.

Tastik mezarlarinda ve daha sonra Altin Yis mezarlarinin birinde bulunan cesetlerde vücudun bazi kisimlarinin av sahnelerini tasvir eden dövmelerle süslü bulundugu görülmektedir.

Eski Roma'da suçlulari ve köleleri tanimaya yarayan dövmelere 19. yüzyil Ingiltere'sinde de rastlanilmaktadir.

Cezayirli gemiciler araciligi ile Osmanli denizcileri arasinda yayginlasan dövme; XVII. yüzyildan itibaren Yeniçerilerce bagli bulunduklari "orta"yi simgelemek amaci ile yaptirilmaya baslanmis, Yeniçeri ocaginin kapatilisina dek sürmüstür.

Ilkel topluluklarda dövme yapilirken törenler düzenlenir. Dövmeyi yapan kisi birta-kim dinsel ve büyüsel kurallari yerine getirmek zorundadir. çesitli model ve örneklere göre yapilan dövmelerin deriye islenisi bazen aylarca kimi zaman birkaç yil sürebilir.

Dövmecilik özellikle Okyanusya adalarinda (Markiz, Samoa) ve Yeni Zelanda'da gelismistir. Deride yara açilarak yapilan dövme teknigine Avustralya ve Merkezi Afrika yerlilerinde rastlanilmaktadir.

Dövmenin estetik yönüne göre çok daha önem tasiyan yani hemen her zaman dinsel,büyüsel, sagaltici, toplumsal ve cinsel rolleri belirleyici, bagli bulunan toplulugu isaret edici özelligidir.

Anadolu'daki dövme adetinin de bu yaklasimla ele alinarak incelenmesi daha dogru olur.

Dövme adeti özellikle Dogu Anadolu ve Güneydogu Anadolu bölgelerimizde yayginlik kazanmistir.

1991 yilinda Gaziantep Barak bölgesinde iki Türkmen ve bir Kürt köyünde yaptigim arastirmalarda 40-45 yasin üzerindeki erkek ve kadinlarin el, yüz ve vücutlarinda yörede "dövün" olarak adlandirilan dövmelere rastladim. Bu kisilerde el, yüz ve vücudun çesitli bölümlerinde bulanan dövünler; 18-20 yas civari genç kizlarda yalniz sag yanakta bir nok-ta seklinde yer almaktadir.

Yörede "gurbet" adi verilen, geçimini boncuk, igne gibi ufak tefek gereçler satip, karsiliginda yumurta, arpa, bugday vb. alarak karsilayan küçük gezici gruplar tarafindan, 15-20 yil öncesine kadar isteyenlere dövün yapildigi, simdi ise bu uygulamanin de-vam etmedigi belirtilmistir. Dövün yapilmadan önce, dövmeyi yaptiracak kisi veya "gurbet" tarafindan belirlenen sekiller yanmis kibrit çöpü yardimi ile vücut üzerine çizilir. üç ya da dokuz adet halinde (bu rakamlarin mistik özelligi bilinmektedir) bir araya getirilerek sikica baglanan ignelerle deri dövülür; koyun ödü ve kazanlarin altindan toplanan isle hazirlanan karisim, bu dövülme sirasinda altderiye yerlestirilir. Kabuk baglayan bu yara zamanla iyilesir ve desen belirir.

Dövün, kadinlar tarafindan özellikle çene, çene alti, ayak bilegi, boyun, gögüs ve el üstlerinde tercih edilmekte, erkeklerde ise burun üzeri ve alin ortasinda, el üstlerinde, el bileginde ve kollarda dövüne rastlanmaktadir.

Bilinen dövme motifleri arasinda, kadinlarda el üstü ve ayak bileklerinde rastlanan tarak ve ayna; genellikle yüze yapilan yildiz ve ayak bileklerinde halka motifleri önemli yer tutmaktadir. Bunlarla beraber 60 yas civarindaki birkaç kadinda dikkati çeken, çene altindan baslayarak, boyunda devam eden ve iki gögüste sekillenen ceren motifidir.

Erkeklerde daha çok sakaklarda ve kollarda yogunlasan Arap harfleriyle yazilmis isim ve ibarelere, arslan, yilan, ay gibi sekillere rastlamak mümkündür.

Dövmelerin ne için yapildigi sorusuna genel olarak süslenme yaniti verilmekle bera-ber, 60 yas üzerindeki kadin ve erkekler ugur getirdigi, kazanci artirdigi, bereketi sagla-digi inanci ile dövme yaptirdiklarini belirtmislerdir. Ayrica çocugu olmayan kadinlarin bellerine yaptirdiklari dövme sayesinde çocuklari olacagina iliskin inanç mevcuttur. An-cak kentlerde çok yadirgandiklari, torun ve çocuklari tarafindan çagdisi bulundugu için büyük bir çogunlugu dövmeyi sevmedigini söylemektedir. Asitli maddelerle yüzlerinden bu izi çikarmak istemisler ancak basarili olamamislardir.

1994 yilinda çankiri'da bir Türkmen köyünde yapilan çalismada ise 50-55 yas civa-rindaki kadinlarda, burnun üst kismi ve alnin ortasinda bulunan ay-yildiz seklinde döv-menin disinda vücudun baska hiçbir yerinde dövmenin bulunmamasi dikkati çekmistir. Bu dövmenin özelligi ise kiz sütü (yeni dogum yapmis ve kiz çocugu olmus bir annenin sütünün) isle karistirilmasi, bu karisimin dövmede kullanilmasidir. Dövme yapilirken yine üç igne bir araya getirilmekte, kaynak kisiler bunun atalarindan kalma bir süs oldu-gunu belirtmektedirler.

Urfa, Mardin ve Diyarbakir'da dövme; dak ya da dek olarak da anilmaktadir. Bu yö-relerde en fazla dikkat çeken dövme motifi özellikle sakaklarda görülen bes parmagi stilize eden sekildir. Bu sekillere Gaziantep'te de rastlamak mümkündür. Bu motif S.V. örnek'in de belirttigi ve Kizilcahamam'da "Yenge Mezari" olarak anilan kadin mezarlarinin basucuna konulan tahta isaretlerle büyük benzerlik tasir.

Dövme motiflerinde mezar taslarindan, dokumalarimiza, mimarimizden isleme tekniklerimize kadar uzanan ve hemen hepsinde dinsel, büyüsel, mitolojik; sosyal ve cinsel statü, asiret isareti niteligi tasiyan motiflerin benzerlerini bulmak mümkündür. Bu mo-tiflerin kisiyi rahatsizliklardan, nazardan koruduguna; güzellik ve yigitlik getirdigine olan inanç halen devam etmektedir.

Günümüzde Bati'da çok yaygin bir uygulama alani bulunan dövme, kentsel yasam-da özellikle gençler arasinda giderek daha çok ilgi çeken bir süslenme biçimine dönüsmüstür.

Istanbul'da dövme yapan iki kisi dövme yaptiklari makinenin batma derinligini ayarlayabildigini, steril kosullarin dövme yapiminda büyük önem tasidigini belirtmekte-dir. Bu kisilere göre dövme yaptiranlar cinsel bakimdan daha çekici görünme. kendini güçlü hissetme, dikkat çekme, farkli olma ve süsleme amaci ile bu uygulamaya basvur-maktadir. Sahte dövmeler disinda vücuttan çikarilmasi ancak bir operasyonla gerçekle-sen dövmelerin genellikle bayanlar arasinda yaygin oldugu belirtilmektedir.

Kisa bir degerlendirme yapildiginda Anadolu'da dövme adetinin;

- Dinsel-büyüsel Kökene

- Bir asirete olan bagliliga yani bir anlamda damga niteligi olusuna

- Süslenme olgusu tasimasina

- Hastalik ve nazardan korunma

- Ugur ve tilsim niteligi bulunma

gibi çok genel basliklar altinda toplanan nedenlere dayandigi söylenebilir. Günü-müzde geleneksel kesimde önemini kaybetmis durumda bulunan dövme adeti kentsel kesimde giderek yayginlik kazanmaktadir.

Hazirlayan: Nihal KADIOGLU ÇEVIK
  #5  
Alt 06-23-2011, 12:10 AM
JarviS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
JarviS Offline
Junior Member
 
Üyelik tarihi: Jun 2011
Mesajlar: 5
Standart

İlginç , paylaşım için teşekürler...
Konu Kapatılmıştır

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık




WEZ Format. Şuan Saat: 04:38 PM.
Bu sistem vBulletin™ alt yapısına sahiptir, Version 3.8.7 kullanılmaktadır.
 Telif hakları, Jelsoft Enterprises Ltd'e aittir. ©2000 - 2017
vBulletin Support by Mesut DOĞAN Dövme Tattoo Dövme modelleri Tattoo

 


Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0