Junkhead
04-17-2008, 08:50 PM
Emperyalizmin ülkeler üzerinde despotça süregeldiği bir dönemde, bırakın dışarıyı, içeride dahi komünizmin esintileri ile uygulanan bir yönetim anlayışı ile egoizmin doruklarında iken, yapılan her türlü psikolojik savaşın tam ortasında kurulmuş bir grup vatandaşlar topluluğudur Sacred Reich. Katılığın ve gerçekliğin tuzvari yakıcılığının vücut bulmuş halidir Sacred Reich.
Döneminin "dünya barışı sağlayıcısı" Amerikasını daha önce hiç olmadığı kadar nefret kasırgası altında bırakan bir thrash çılgını gruptur Sacred Reich. Kati sürede, ağır ve açık bir dilde eleştirel bir yapıya sahip bir gruptur Sacred Reich.
Biyografiyi okumak için devamına tıklayın !
85 de bir araya gelen ilk ve son dörtlü : "Phil Rind [vokal-gitar] , Jason Rainey [gitar] , Wiley Arnett [gitar] , Greg Hall [davul] "
Döneminin en önemli özelliği elbette thrash metal furyasının muazzam boyutlara ulaşmasıdır. Metallica thrash metalin kitabını yazarken, Overkill, Exodus, Slayer… bu durumu pekiştirirken, Sacred Reich körfez bölgesinde birçok grubun vuku bulduğu yerde oluştu. Daha önce birçok grup aşırı politik ve olgun bir tavır ile birçok noktada birçok albümde politik konulara değinmişti.
87 de piyasaya sürdükleri ilk albüm olan ‘Ignorance’ ile tarzının daha ilk albümde en iyisini icra etmiş bir grup profili ile karşı karşıya kalıyoruz. Müzikalite açısından grup hakkında bilgi edinmek isteyenler direk ‘Layed to Rest’ performansını dinlesinler. İçinde yaşadığı ülkenin "ak" ı ile "kara"sını gayet iyi bilen grup bir sene sonrasında ‘Surf Nicaragua’ ile bu tutumunun ve tavrının dozunu artırmıştır. Günümüz Amerikasının o psikolojik propagandası dediğimiz unsurlara sahip olmasını müthiş sertlikte ve cesarette dile getirmekten çekinmeyen Reich, Hollywood’un özellikle bu güçteki en büyük silah olduğuna da dikkat çekiyor. Tarihinde şerefli bir savaş dahi kazanamamış bir ülkenin "onursal başkanları" nasıl olur da böylesine bir yüzsüzlük ve pişkinlikle "rambo" kahramanlıkları ile insanların karşılarına çıkarlar, bunun ölçüsünü yapan ve sorgusunu dile getiren bir grup olma özelliğine sahiptir Sacred. Bu albümde aynı adlı şarkı olan "Surf Nicaragua" daki şu cümlelere bakınız ;
Demokrasi icin savasiyorsun
Ve American tarzi icin
Ama ulkende degilsin
" Burada ne isim var ?" diye sorsan da kendi kendine
Artik cok gec
Managua´dasin
Aynı şekilde şu dizeler grup elemanlarının her şeyin bilincinde insanlar olduklarını kanıtlamıyor mu ?
Öğrendiğimiz dersleri ne çabuk unuttuk
Vietnam’dan bahsediyorum
Önce danışmanlar gider
Ardından askerler
Beş para etmez bir savaş daha
Ve ufukta yeni bir yenilgi
Sacred Reich konumu ve duruşu itibariyle de thrash metal camiasında çok büyük bir öneme sahiptir. Thrash Metal gibi "nefretle büyümüş yoğun enerji" türünde bu nefreti apolitik bir tutumla değil de muazzam ölçüde politik bir tavır ile icra etmeleri, camianın diğer gruplarının da cesaret verici cesur bir yürek konumuna çıkmalarına sebebiyet vermiştir. Kesinlikle Sacred Reich, thrash metal in apolitik ya da medyatik olamayacağının en büyük kaynağıdır. Thrash Metal bir din ise kutsal kitabı Sacred Reich gibi grupların tutumları ve tavırlarıdır. Sacred Reich bu noktada diğer nadir gruplar gibi çok büyük bir öneme sahip. Ve Reich'in 90 lar dönemi. "Amerikan rüyası" adı altına girmiş ne kadar düşünce sistemi varsa yerden yere vurmaktan kaçınmayan grup ‘The American Way’ adlı albüm ile camiada bir şok dalgası daha yaratmıştır.
Özgürlük heykeli ile teorikte ülke ve dünya özgürlüğünü savunanların özde başkanların ve soylarının çıkarlarının beslendiği bir albüm kapağı ile gündemde ikinci bir şok dalgası yaratmışlardır. Heykel ve altında devletine bel bağlamış ve özü sözü nereden geldiği belli olmayan binlerce farklı ırktan, köle haline gelmiş insanlar. Tüm bu acı gerçekliğe dıştan gelen tepkilerin en büyüklerinden biri içten "thrash metal tarzı" ile gelmiştir, Amerikan tarzı hayata bir darbe daha inmiştir. Hoş içten içe iyice sona yaklaşan bir ülkede böyle bir durumda elini taşın altına koyanların, punk kültürü ile "özdeşleşme" ithamlarına maruz kalan thrash metal elemanları olması da işin düşünülmesi ve değinilmesi gereken bir başka noktasıdır.
Grup 6 stüdyo albümü ile piyasadan "rüzgar gibi geçmiştir." Tıpkı bir efsane edasıyla. Underground thrash metalcilerin aksine gayet olgun ve cesur bir tavır ile zamanlarının yanlışlıklarına gayet ciddi bir şekilde cevaplar veren bir gruptur. Camiada bıraktıkları etkiler şüphesiz büyüktür. Rüzgar gibi geçmeleri, çalıp, haykırıp bırakmaları grubu bence kesinlikle bir efsane yapmıştır. Kesinlikle bir yerde olması gereken olmuştur. Sacred Reich gibi haysiyetli vatandaşlardan oluşmuş birçok grup görebilmemiz dileklerimle.
THRASH TILL DEATH !!!
Döneminin "dünya barışı sağlayıcısı" Amerikasını daha önce hiç olmadığı kadar nefret kasırgası altında bırakan bir thrash çılgını gruptur Sacred Reich. Kati sürede, ağır ve açık bir dilde eleştirel bir yapıya sahip bir gruptur Sacred Reich.
Biyografiyi okumak için devamına tıklayın !
85 de bir araya gelen ilk ve son dörtlü : "Phil Rind [vokal-gitar] , Jason Rainey [gitar] , Wiley Arnett [gitar] , Greg Hall [davul] "
Döneminin en önemli özelliği elbette thrash metal furyasının muazzam boyutlara ulaşmasıdır. Metallica thrash metalin kitabını yazarken, Overkill, Exodus, Slayer… bu durumu pekiştirirken, Sacred Reich körfez bölgesinde birçok grubun vuku bulduğu yerde oluştu. Daha önce birçok grup aşırı politik ve olgun bir tavır ile birçok noktada birçok albümde politik konulara değinmişti.
87 de piyasaya sürdükleri ilk albüm olan ‘Ignorance’ ile tarzının daha ilk albümde en iyisini icra etmiş bir grup profili ile karşı karşıya kalıyoruz. Müzikalite açısından grup hakkında bilgi edinmek isteyenler direk ‘Layed to Rest’ performansını dinlesinler. İçinde yaşadığı ülkenin "ak" ı ile "kara"sını gayet iyi bilen grup bir sene sonrasında ‘Surf Nicaragua’ ile bu tutumunun ve tavrının dozunu artırmıştır. Günümüz Amerikasının o psikolojik propagandası dediğimiz unsurlara sahip olmasını müthiş sertlikte ve cesarette dile getirmekten çekinmeyen Reich, Hollywood’un özellikle bu güçteki en büyük silah olduğuna da dikkat çekiyor. Tarihinde şerefli bir savaş dahi kazanamamış bir ülkenin "onursal başkanları" nasıl olur da böylesine bir yüzsüzlük ve pişkinlikle "rambo" kahramanlıkları ile insanların karşılarına çıkarlar, bunun ölçüsünü yapan ve sorgusunu dile getiren bir grup olma özelliğine sahiptir Sacred. Bu albümde aynı adlı şarkı olan "Surf Nicaragua" daki şu cümlelere bakınız ;
Demokrasi icin savasiyorsun
Ve American tarzi icin
Ama ulkende degilsin
" Burada ne isim var ?" diye sorsan da kendi kendine
Artik cok gec
Managua´dasin
Aynı şekilde şu dizeler grup elemanlarının her şeyin bilincinde insanlar olduklarını kanıtlamıyor mu ?
Öğrendiğimiz dersleri ne çabuk unuttuk
Vietnam’dan bahsediyorum
Önce danışmanlar gider
Ardından askerler
Beş para etmez bir savaş daha
Ve ufukta yeni bir yenilgi
Sacred Reich konumu ve duruşu itibariyle de thrash metal camiasında çok büyük bir öneme sahiptir. Thrash Metal gibi "nefretle büyümüş yoğun enerji" türünde bu nefreti apolitik bir tutumla değil de muazzam ölçüde politik bir tavır ile icra etmeleri, camianın diğer gruplarının da cesaret verici cesur bir yürek konumuna çıkmalarına sebebiyet vermiştir. Kesinlikle Sacred Reich, thrash metal in apolitik ya da medyatik olamayacağının en büyük kaynağıdır. Thrash Metal bir din ise kutsal kitabı Sacred Reich gibi grupların tutumları ve tavırlarıdır. Sacred Reich bu noktada diğer nadir gruplar gibi çok büyük bir öneme sahip. Ve Reich'in 90 lar dönemi. "Amerikan rüyası" adı altına girmiş ne kadar düşünce sistemi varsa yerden yere vurmaktan kaçınmayan grup ‘The American Way’ adlı albüm ile camiada bir şok dalgası daha yaratmıştır.
Özgürlük heykeli ile teorikte ülke ve dünya özgürlüğünü savunanların özde başkanların ve soylarının çıkarlarının beslendiği bir albüm kapağı ile gündemde ikinci bir şok dalgası yaratmışlardır. Heykel ve altında devletine bel bağlamış ve özü sözü nereden geldiği belli olmayan binlerce farklı ırktan, köle haline gelmiş insanlar. Tüm bu acı gerçekliğe dıştan gelen tepkilerin en büyüklerinden biri içten "thrash metal tarzı" ile gelmiştir, Amerikan tarzı hayata bir darbe daha inmiştir. Hoş içten içe iyice sona yaklaşan bir ülkede böyle bir durumda elini taşın altına koyanların, punk kültürü ile "özdeşleşme" ithamlarına maruz kalan thrash metal elemanları olması da işin düşünülmesi ve değinilmesi gereken bir başka noktasıdır.
Grup 6 stüdyo albümü ile piyasadan "rüzgar gibi geçmiştir." Tıpkı bir efsane edasıyla. Underground thrash metalcilerin aksine gayet olgun ve cesur bir tavır ile zamanlarının yanlışlıklarına gayet ciddi bir şekilde cevaplar veren bir gruptur. Camiada bıraktıkları etkiler şüphesiz büyüktür. Rüzgar gibi geçmeleri, çalıp, haykırıp bırakmaları grubu bence kesinlikle bir efsane yapmıştır. Kesinlikle bir yerde olması gereken olmuştur. Sacred Reich gibi haysiyetli vatandaşlardan oluşmuş birçok grup görebilmemiz dileklerimle.
THRASH TILL DEATH !!!